FB TW GG PIN NWS

Renkli kişiliği ile tanınan mimar ve gazeteci Aydın Boysan yaşamını yitirdi.

2018-01-05
Renkli kişiliği ile tanınan mimar ve gazeteci Aydın Boysan yaşamını yitirdi.
Renkli kişiliği ile tanınan mimar ve gazeteci Aydın Boysan yaşamını yitirdi.

Mimar ve gazeteci Aydın Boysan organ yetmezliği sonucu 5 Ocak 2018 günü Ulus'taki evinde 97 yaşında hayatını kaybetti.

Aydın Boysan'ın oğlu Burak Boysan babasını şöyle anlatmıştı:

Bugünlerde Aydın Boysan denince daha çok herkesin kadeh tokuşturmak istediği insan akla geliyor. Mimarlar mimarlığını biliyor tabii, mimar olmayanlar da muzipliğini, nüktedanlığını öne çıkarıyorlar. Ben de daha az bilinen bir yönünü anlatayım: Alman disiplinini.

Pertevniyal Lisesinden edindiği az Almanca mimari ve statik kitaplarını okumak için yetersiz kalınca, 35’inden sonra akşamları Almanca çalışmaya başladı ve yurtdışından getirttiği kitapları birer birer hatmetti. İlk kitabını 63 yaşında yazdığını ve o günden beri 44 kitap çıkardığını bilenler ne kadar disiplinli olduğunu tahmin ediyorlardır.

Size başka birkaç örnek vereyim. Sigarayı bıraktıktan sonra şişmanlamıştı ve zayıflaması gerekti. Zayıflamak isteyen insan ne yapar? Karbonhidratı keser, şekeri keser v.s. v.s. Öyle yapmadı, gene yurtdışından getirttiği kitaplarla o güne kadar bilinen bütün zayıflama rejimlerini tek tek inceledi ve hatta bu konuda bir de broşür hazırladı: “Yakından ve uzaktan tanıdığım dostlara ve onların da dostlarına sunulmak üzere: ŞİŞMANLIKTAN KORUNMA ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER”.

Babamın bilgisayarlardaki Takvim’i kağıda döken Haftalık Program Kağıdını, Bavul Hazırlama Rehberi’ni duymayan kalmamıştır. Peki, cep rehberini duymuş muydunuz? Pantolonlarda 4, ceketlerde 5, gömlekte 1 cep olduğunu düşünürseniz toplam 10, bir de pardösü varsa toplam 14 cep var diyelim. “Hangi cebe ne konur” için hazırladığı bir rehber vardı yani bir şey aradığınızda şangır şungur bütün cepleri karıştırmak yerine o rehbere bakıp “ceket iç cebindeymiş” demek mümkündü. Cep envanteri meselesi yüzünden sıcakta bile ceket giyiyor hala, bir tür çanta niyetine. Bir de gömleğin mutlaka cebi olması lazım, kalem orada duracak çünkü.

Bir yanda mimarlığı, Mimarlar Odasının ilk genel sekreteri olması, İTÜ’de 15 sene proje derslerine girmesi, öte yanda sayfasına gelen “bütün isteğim onunla bir kadeh rakı içmek” istekleri. Bana da onun disiplinini, titizliğini hatta müşkülpesentliğini hatırlatmak düştü.



Aydın Boysan, Türkiye'de "rakı" denince akla gelen ilk isimlerdendi. "Rakı içme adabı" hakkında çok sayıda yazısı ve söyleşisi bulunan Boysan, meyhane masasında "planlı, programlı ciddi işlerin konuşulamayacağını" söylemişti. Boysan, sözlerine "Geyik muhabbeti yapılır, memleket kurtarılır, anılar tazelenir, dedikodu yapılır" diye devam etmişti.

Aydın Boysan, "rakı adabı"nı şöyle anlatmıştı:

- Rakıyı güneş battıktan sonra, yavaş yavaş ve muhabbet eşliğinde içmeli.

- Rakıdan küçük küçük yudumlar alınır. Bülent Ersoy öyle içiyor diye bir dikişte bir duble rakıyı içmek makbul değildir.

- Buz gibi şişeden bardağa çevire çevire dökülür ve o nefis kokunun daha fazla yayılması sağlanır.

- Bardağa konulan rakının yarısı kadar su konması makbuldür.

- İlk yudumu aldıktan sonra ağızda bekletip, dişlerin arasından derin bir nefes alınır ki akciğerler de nasibini alsın.

- Masada yaşça en büyük kişi rakı kadehini tokuşturmak için kaldırmadan rakı kadehleri masadan kalkmaz.

- Rakı sofrasında planlı, programlı ciddi işler konuşulmaz. Geyik muhabbeti yapılır, memleket kurtarılır, anılar tazelenir, dedikodu yapılır.

- Sigara küllüğüne zeytin çekirdeği, sıkılmış limon kabuğu konmaz. İçilen kahve fincanında, tabağında sigara söndürülmez.

- Rakı kadehine önce rakı, sonra su, daha sonra da (konmasa daha iyi olur ama) buz konur. Bu sırayı bozarsanız, anason kadehin üzerine çıkar, rakının hem tadı hem keyfi kaçar.

- Rakıdan anlayanların, Antalya meyhanelerinde garsonluğa soyunanlara bunu anlatması gerekir.

- İçmeye başlamadan önce aperatif bir şeyler yenmelidir. Favori zeytinyağlılardır. Zeytinyağı, mide dolmaya başladıkça üste çıkarak,alkolün genzinize doğru gelmesini engeller.

- Rakıya buz koymak yanlıştır. Buz rakının içindeki suyla alkolü aynı oranda etkilemediği için daha seyrek olan alkol üste çıkar. İdeal karışım bozulmuş olur. En uygunu rakıya soğuk su koymaktır.

- Rakı sofrasında kadeh yalnızca bir defa tokuşturulur. "Hadi bakalım", "Hoş geldiniz" vs. falan diye. Bundan sonra kadeh tokuşturulmaz sadece kaldırılır.

- Masaya yeni birisi eklendiğinde ise tekrar kadeh tokuşturulabilir.

- Rakı şalgam suyuyla içilmez. Mezesiz rakı içilmez. Ben akşamcıyım, öyle bir kadehlik keyfim var diyorsanız gidin bira filan için.

- Şişe numarasının önemi yoktur. Zira ilk damıtılan rakı, 01 numaraya denk gelmez.

- Rakı masasına avuç içiyle ya da yumrukla vurulmaz. Bağıra çağıra, Böğüre öğüre konuşulmaz. Sakin olmak, efendi takılmak gerek.

- Önce kendine gel, sonra meyhaneye. Kalender ol da gir kalenderhaneye, Bu yol kendini yenmişlerin yoludur, Çiğsen başka bir yere git eğlenmeye.

- Rakı bardağı boş beklemez. Masadan kalkarken bile dibinde biraz bırakılır. Usul, adap bilen en genç kişinin saki olması adettendir, büyüklere (ki büyüklük kavramı orada anlam bulur) sakilik yaptırılmaz, bu kişi ev sahibi olsa bile.

- Şişede kalan son rakı damlasına kadar eşit paylaştırılır, daha da içmek isteniyorsa bu paylaştırma ritüeline girilmeden yenisi sipariş edilir. Rakı sizi ne zaman sarhoş edeceğini zamanında söyleyen bir içkidir, bunu farkettiğiniz zaman yanınızdakilere söylemeli, ya da izin isteyip kalkıp gitmelisiniz, ama eğer sizin kalkmanız masayı dağıtacaksa ölseniz bile orayı terk etmeyin. Çünkü rakı masasından tuvalete gitmek için bile zar zor kalkılır, hoş karşılanmaz.

- Rakı masasında bira, şarap gibi başka alkollü içecekler (masada sosyetik hanımefendiler olsa dahi) olmaz. Her nevi ızgara balık (çupra, levrek, istrongilos) uğurlu yemeği, hususi nihavend ve rast makamından sanat musikisi eserleri uğurlu nağmesi, akordeon, keman ve ud da uğurlu çalgısı olan rakının, uğurlu cl'si 70′dir.

- Rakı yalnız başına içilen bir içki değil, meze ile birlikte yavaş (sindire sindire) içilen bir içkidir. Mide ve beyne belirli bir etki yaptıktan sonra insan keyiflenir ve güzel sohbetlere yönelir...Yani hem anlatır hem dinler. Böylece rakı sofrası en az iki kişinin katıldığı toplu bir eylem, karşılıklı konuşmalara dayandığı için demokratik bir forum, evrensel ve kişisel sorunların ortaya getirildiği, fikir alıp verilen, insanın kendisi ile yüksek sesle düşünerek hesaplaştığı bir tür psikolojik grup terapisi olmaktadır. Unutulmamalıdır ki rakı sofrası saygın bir cemiyettir. Buraya katılan hem bu meclise kabul edildiği için saygı gören bir kişiliğe sahip demektir hem de diğerlerine karşı saygılı olmak zorundadır. Herhangi bir marka rakı içilirken başka bir markayı övmemek önemlidir, aksi yapıldığında, o an yudumlanan nimete hakarette bulunulmaktadır, yanlıştır. En büyük mezesi muhabbettir.

- Muhabbet konusu "Bir kız vardı, 5 yıl sevdim, yüzüme bile bakmadı" gibi duygusal ağırlıklı olabileceği gibi, "bu güneş niye hep doğudan doğuyo batıdan batıyor?" gibi yarı-felsefi konular da olabilir.

- Tam yağlı koyun peynirinin üzerine kırmızı toz biberle renklendirilmiş sarımsaklı zeytinyağı süslemesi. Turşu gibi ekşi mezelerde yine rakının kendine has tatlı nefasetini dengeler, damarlarınızı büzer anasonla dost olur, buna misal olarak dağ lahanası turşusu verilebilir.